9 Mart 2015 Pazartesi

8 Mart'ta vegan feministlerden ataerki açılımı


Ataerkil şiddetin hayvan, kadın ve doğa sömürüsü üzerine kurulu olduğuna dikkat çeken feminist veganlar, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü'ne katılarak ataerkiyle mücadelede türcülük ve insan merkeziyetçiliğe vurgu yaptı.

Vegan feministler İstanbul, Ankara, İzmir ve Muğla'da katıldıkları yürüyüşlerde "Kadına, hayvana, doğaya özgürlük", "Vegan feministler burada", "Kafa kız olmak için kokoreç yemeye değmez, Gelin brokoli yiyelim ve kadınlara inanalım", "Erkek Şiddeti Mezbahalardan yükseliyor", "Hayvan kadınlar da vardır", "Hayvan sütü tecavüzdür", "Eril karnist tahakküm değil, Queer feminist tahayyül", "Alışın veganfeministler her yerde" dövizleriyle yürüdü.


Yürüyüşün ardından Derin Ekoloji Derneği'nden Burcu Çelik şu açıklamaları yaptı; "Bugün bütün insanlar hayvanları ve doğayı sömürse de hayvan ve doğa sömürüsünün derinlerine indiğimizde karşımıza ataerkil sistem çıkıyor."

"Erkeklerin sevgisi her gün 3 kadını öldürürken eril tahakküm her 3 saniyede binlerce hayvanı öldürüyor."

"Bu konularda birçok araştırma ve kitap olsa da geçtiğimiz yıl Türkçe'ye çevrilen "Etin Cinsel Politikası" kitabı devlet-erkek şiddeti ve hayvan sömürüsü bağlantısını hem feminist hem de hayvan özgürlüğü hareketi içinde daha çok görünür olmasına vesile oldu. Ekofeministler, vegan feministler, vegan lgbt ve hayvan özgürlüğü aktivistleri artık birlikte politika üreterek hareket etmeye başladı. 8 Mart yürüyüşünde hiç tanımadığımız kadınların elinde benzer pankartlar gördük."

"Bu konularda birçok araştırma ve kitap olsa da geçtiğimiz yıl Türkçe'ye çevrilen "Etin Cinsel Politikası" kitabı devlet-erkek şiddeti ve hayvan sömürüsü bağlantısını hem feminist hem de hayvan özgürlüğü hareketi içinde daha çok görünür olmasına vesile oldu. Ekofeministler, vegan feministler, vegan lgbt ve hayvan özgürlüğü aktivistleri artık birlikte politika üreterek hareket etmeye başladı. 8 Mart yürüyüşünde hiç tanımadığımız kadınların elinde benzer pankartlar gördük ya da bizimle iletişime geçip memnuniyetlerini dile getiren kadınlar da vardı. Bundan sonra daha sık bir araya gelip ataerkil şiddete karşı mücadele edeceğiz."

8 Mart'ta atları Özgecan için koşturacağını açıklayan Türkiye Jokey Kulübü'nü eleştiren gruptan, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği adına Özge Özgün ise şunları söyledi;

"Şiddet ve sömürü kültürü üzerinden beslenen TJK'nın Özgecan'ı anmak istemesi, trajikomiktir evet ama tam da söylemek istediğimiz şeyi ortaya sermektedir bu trajikomikliği ile. Hayvanlara uygulanan şiddet ve tahakkümün görünmezliğini sürdürmek üzere "kadına yönelik şiddete karşıyız" maskesi takmaktan başka bir şey değildir bu. Unutmayalım ki Jokeyler atları kırbaçlarken tecavüz kültürünü beslemeye devam ediyorlar."


İzmir Bağımsız Hayvan Özgürlüğü aktivistlerinden Yasemin Gümüş ise, bu yıl çok fazla vegan pankart ve dövizlerin olmasının hayvan özgürlüğü ve feminizm adına çok önemli ve güzel bir adım olduğunu söyledi.

Vegan Feministler ayrıca sosyal medyada Antagonist tarafından paylaşılan "kadın obje değildir" sloganıyla kayıp gönderge tuzağına düşerek hayvanlara obje diyen afişleri de eleştirdi.

Hayvan ve doğanın nesneleştirilerek objeye benzetilmesinin ayrımcılık ve türcülük olduğunu belirttiler.