28 Mayıs 2014 Çarşamba

Damanhur Ekoloji Köyü: Şarkı söyleyen ağaçlar


Yeryüzünün eşsiz yaşam biçimlerinden biri olan ağaçlar, insanlık tarihi boyunca kutsal kabul edilmiş, yaşamımızın her köşesinde yer edinmiş ancak bütün bunlara rağmen bugün ağaçların yaydığı titreşimlerden çok azımızın haberi var...

İtalya’da 1976 yılında kurulan ‘Damanhur Ekoloji Köyü'nde bitki yapraklarının ve köklerinin çıkardığı titreşimler elektromanyetik ortamda kaydedilerek sese çevrilmeye başlanmasaydı belki de uzun bir müddet bundan hala haberimiz olmayacaktı...

Ortaya çıkan sonuçlar ise oldukça şaşırtıcıydı. Adeta bir müzisyen çalıyormuş gibi sesler hem çok tanıdık hem de çok huzur vericiydi. Daha ilginç olansa ağaçların bir tür geri dönüşüm mekanizmasıyla kendi elektriksel tepkilerini kontrol edip, farkındalık geliştirerek müzik türlerini seçmeleriydi. İşte bu keşifle birlikte 70'li yıllarda Damanhur’da ‘Ağaç Konserleri’ başlar ve tüm dünyanın ilgisi buraya odaklanır.



Yeryüzündeki kolektif bilinç uyanıyor


Modern insanlar, bu konserler sonucunda ağaçların ve bitkilerin sesini duysa da aslında ağaçların yaydığı titreşimler çok eskiden beri bilinen bir gerçek.
Örneğin Tao felsefesinde ağaçlar yeryüzü enerjisini en iyi alabilen ve onu kendi enerjisiyle birleştirebilen varlıklardır. Bir ağaca dokunarak onun aurasıyla bütünleşmek, bedenimizin biyolojik davranışlarını etkiliyor. Hatta şarkı söyleyen ağaçlarda olduğu gibi, ağaç ve insan arasında bir etkileşim oluşuyor.
Bugün maalesef doğadan uzak yaşayan toplumlar için bütün bunlar unutulmuş ve yeniden keşfedilen bilgiler olarak karşımıza çıkıyor. Ancak yeryüzünün unutulan bu kadim bilgilerini bugün modern bilimsel araştırmalar da destekliyor. Ağaçların ve insanların yaydığı enerjileri modern bilim de kabul ediyor. Ağaca dokunmanın, hatta çevresinde bulunmanın iyileştirici bir etkisi olduğunu kabul ediyor.


Çoğumuz bu tür haberleri görünce şaşırıyoruz. Maalesef bunun nedeni algılarımızın doğaya yabancılaşmış mekanik bir dünyaya hapsedilmiş olması. Tüm parçalarımızla doğaya ait olduğumuzu unuttuğumuz için başka türlerin benzer özellikler sergilemesini ya da iletişim kurmasını hayretle karşılıyoruz. Oysa şamanların, paganların, sufilerin ya da doğayla bütünleşik yaşayan toplumların da bildiği gibi kökenimiz var olan her şeyle aynı yere dayanıyor. Bir çölü, dağı, okyanusu ve ormanı meydana getiren ne ise bizi de oluşturan o şeyin kendisidir. Tabiatın tüm bileşenlerinin birbiriyle sıkı bir bağlantı içinde olduğu gerçeği artık gözlerimizin önünde çok net duruyor. .

Bu yüzden gerçekliğe en yakın biyolojik saatimize dönmek için en yakın ağaca, ormana ya da parka gidip toprakla, rüzgarla ve güneşle herhangi yapay bir araç olmadan iletişim kurmamız çok da uzak değil aslında...

@burcuyeryuzu